Ozan Can İlhan
Takip et
Latest posts by Ozan Can İlhan (see all)

Dünya Su Günü!

Birleşmiş Milletler tarafından ilk defa 1993 yılında özel bir gün olarak belirlenmiş olan günün önemi giderek artıyor. Dünya Su Günü’nün teması bu sene İklim Değişikliği ve Su. İnsanın hayatta kalması için en temel ihtiyacı olan bu bileşiğin günümüzdeki durumu nedir peki?

Türkiye’den konuşacak olursak, su zengini diyebileceğimiz bir ülkede yaşamıyoruz öncelikle, hatta öyle ki 2019 yılı verilerine göre kişi başına düşen su miktarı 2030 yılına geldiğinde %10 miktarında azalma gösterecek. Bugün tatlı su kaynaklarımızın %74’ü tarımda, %15’i evsel kullanımda ve %11’i de sanayide kullanılıyor. Şimdi bir Yer Bilimci olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, doğal koşullarda su asla azalan veya tükenen bir şey değildir. Aslında ellerinizi yıkadığınızda, bahçenizi suladığınızda veya duş aldığınızda suyu tüketmiş sayılmıyorsunuz, şaşırdınız mı?


Bu durum tabi ki de modern toplumumuz için tam olarak geçerli sayılmaz. Su her kullanıldığında doğal bir döngünün içine girer. Bir kısmı yer altına süzülür, geçirimli yüzeyler aracılığıyla daha büyük su kütlelerine ulaşır, bir kısmı yüzeyde buharlaşarak yağmur olarak yine bu kaynakları doldurur ve bir kısmı da yüzeyden akarak dereleri, nehirleri oluşturur. Ancak doğanın dengesi bozulmuş durumda, yaşadığımız her küçük felaket bunu bize göstermeye yetiyor, şu yazımızda anlattığımız COVİD-19’un yarattığı doğal değişimler, dünyanın farklı yerlerinde yaşanan sel felaketleri, hava kirliliğinin etkisinden doğan ve cildinize bile değmesini istemeyeceğiniz yağmurlara kadar birçok aşamalı felaket bir an önce bazı alışkanlıklarımızı değiştirmemizi bize söylüyor, çanlar çalıyor!

Salgın, sel ve hava koşullarındaki ani değişimler gibi küçük felaketler yaşanacak daha büyük bir problemin öncüleri. Geçtiğimiz 50 yılda 1,4 milyon hektar sulak alan kaybı yaşadık. 3 tane İstanbul’u yan yana koyun, bu alan neredeyse bu kadar işte. Sulak alanların azalmasının ve kirliliğin ekosisteme etkisi ise bambaşka. Fosil yakıtların işlenmesi ve kullanımı, tarımsal alanlarda aşırı sulama ve pestisit kullanımı, tekstil ve çimento endüstrisi gibi birçok sebebi var bu kirliliğinin ve yaşanacak su kıtlığının. Şimdi şunu düşünmenizi istiyorum, COVİD-19 salgını esnasında evlerimizden çıkmazsak ve insanlarla yakın temasa geçmezsek biliyoruz ki bu salgını bir şekilde atlatacağız.

Peki, 1000 yılda sadece 3 cm kalınlığında oluşan toprağı, yer altına süzülürken bitki kökleri ve kayalar tarafından 100 yıllarca temizlenebilen suyu veya en iyi karbon tutucu olan ve onlarca yılda yetişen bir ağacın yerini nasıl dolduracağız?


Belki de biraz içimize yolculuk etmenin zamanı gelmiştir, gözlerini önce kendine sonra Dünya’ya çevir. Kendin için bir şey yaparak Dünya’yı değiştirmeye başla. Yarın çok geç olabilir…

KAYNAKLAR
https://en-roads.climateinteractive.org/scenario.html?v=2.7.11
https://www.un.org/en/observances/water-day
https://www.worldwaterday.org/
https://www.harita.gov.tr/images/urun/il_ilce_alanlari.pdf

Son yazdıklarımız

Paylaşmayı ve takip etmeyi unutmayın!

Categories:

No responses yet

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir