Duygu Kural
Latest posts by Duygu Kural (see all)

Son yıllarda, büyük ölçüde iklim krizinin etkisiyle, daha sürdürülebilir yaşam pratiklerine yönelimlerin arttığını söylemek yanlış olmayacaktır. Çeşitli kaygılar ve motivasyonların ekseninde, sürdürülebilir tarım yöntemlerine başvuran çiftçiler de artıyor. Salgınla beraber gıda güvenliğini sağlama ihtiyacının artması bireyleri balkon bahçeciliğine daha fazla yönlendirirken; tarımla uğraşmanın ve tarımla geçim sağlamanın ne kadar zahmetli olduğunu; bu bağlamda çiftçilerin karnımızı doyuranlar olarak ne kadar kıymetli olduklarını anladığımızı umuyorum.

Balkon bahçeciliği yapanların, gıda güvenliği için çeşitli kaygılar duyanların yanı sıra tüm insanların fark etmesini umduğum bir başka şey, toprağın çok kıymetli oluşudur, tıpkı hava ve su gibi. Erozyon, çölleşme, aşırı otlatma, ormanların tahrip edilmesi gibi nedenlerle her geçen gün daha fazla toprak kaybedilmektedir. Yanlış tarım yöntemleri ve monokültüre dayalı endüstriyel tarım, toprağın verimliliğini her geçen gün düşürmesinin yanı sıra çiftçiyi de sosyal ve ekonomik olarak sıkıntılar içine sürükleyebilmektedir. 

Neden Kompost Yapmalıyız?

İşin üretim boyutunu bir kenara koyup tüketim boyutuna da ufakça bir göz attığımızda, Türkiye geneli günlük kişi başı ortalama atık miktarının 1,16 kg (TUİK, 2018) olduğunu görüyoruz. Söz konusu atıkların depolanmasından ve yakılmasından doğan çevre ve sağlık sorunları ve bu sorunların doğurduğu maliyetler bir başka yazının gündemi olabilir; ancak fark etmek gerek ki atığın uzun hikâyesi insanların atığı atık olarak düşündüğü, atığı başka bir şeye dönüştürebileceği düşüncesini barındırmayıp ondan kurtulmak istediği yerde, onu çöpe atarak başlıyor. O hikayeyi değiştirmek ve şenlendirmek ise elimizde ve bu şenlenen atık hikayesinin kolları topraklarımızı korumaya ve onların beslenmesine olanak sağlamaya kadar uzanıyor, nasıl mı? Kompost yaparak. 

Kompostun Tarihçesi

Kompost kulağa yeni bir pratikmiş gibi gelse de kompostun tarihi tarım kadar eski demek yanlış olmayacaktır. Bu geleneksel tarımsal uygulama, besin açısından zengin organik atıkların çürütülmesiyle doğal gübre elde edilmesine dayanmaktadır. Tarım kadar eski denilebilecek bu pratiğin 12.000 yıl önce İskoçya’da yapıldığına dair arkeolojik kanıtlara rastlanmıştır ¹. Ancak, komposta dair ilk yazılı metinler M.Ö. 2320-2120 yılları arasında Mezopotamya’da varlık gösteren Akad Hanedanlığı’nda Kral Sargon dönemine rastlamaktadır ².

Kompostun tarihine dair biraz daha okuma yaptığımızda Ortaçağ’da Yunanistan’da, İtalya’da, Mısır’da ve Çin’de çiftçilerin sistematik bir biçimde kompost yaptıkları bilgisine ulaşıyoruz. Bu kapsamda, Talmud ve İncil’de özellikle gübre ve saman kullanarak kompost yapımına dair referanslara rastlanmaktadır. Solucan kompostu (vermikompost) ise Mısırlılar tarafından solucanın kompostlama yeteneği gözlemlenerek geliştirilmiştir, dahası Kleopatra döneminde solucanlar kompost yapabilme yeteneği nedeniyle kutsal sayılmışlardır. Söz konusu dönemde, Mısır’da solucanlara zarar vermenin suç sayıldığı yasalar çıkarılmıştır. Bugün birçok ülkede insanları solucanlara zarar vermekle cezalandırmak şöyle dursun, atıklarını ayrıştırmak, kompost yapmak için teşvik dahi sağlanmıyor. Meseleyi tam olarak bu noktadan ele alırsak, tarım, gıda ve hayvancılık konularındaki üretim-tüketim zincirindeki yabancılaşma bir kez daha gözler önüne serilmektedir. Hatta kompost yapmayı bilmeyen çiftçiler olduğu varsayımı altında daha derin bir yabancılaşma yaşadığımızı iddia etmek yanlış olmayacaktır. 

Kompostun tarihini incelemeye devam edersek, Amerika’da yaşamış yerli halkların, kompost konusunda etkili yöntemler kullanmış olduklarını görürüz. Tohum toplarından tutun da ekinlerin yanına et ve kemik parçaları eklemelerine kadar, yaptıkları çeşitli doğal iyileştirme yöntemlerine dair kayıtlar mevcut. Tohumları toprağa ekerken kil ve kompost kullanmışlar. Kil kullanarak tohumların nem dengesini sağlamayı amaçlarken; kompostla ise tohumu beslemişlerdir.

Kompost yapımına dair pratikler 20. Yüzyılın başları ve özellikle 2. Dünya Savaşı’ndan sonra yerini yaygın olarak suni gübrelere bırakmaya başlamış olsa da 1905 yılında ziraatçi Albert Howard’ın İngiltere’den Hindistan’a gitmesi ve Hindistan’da kaldığı 29 yıl boyunca kompost yapmak için çeşitli yollar denemesi kompostun tarihi açısından oldukça önemlidir ³. Howard’ın yayımladığı “An Agricultural Testament” (Çev. Tarımsal Ahit, Tarımın Kutsal Kitabı) isimli kitap sayesinde organik tarım, bahçecilik ve komposta ilgi artmıştır. Howard’ın kitabından ve yöntemlerinden etkilenen Jerome Irving Rodale, Kuzey Amerika’da sürdürülebilir tarımın savunuculuğunu yapmış ve Albert Howard’ın çalışmalarını ileriye taşıyarak Rodale Enstitüsü’nü kurmuştur ⁴ . Söz konusu enstitü bugün hala çalışmalara devam etmektedir.

Bu yazımızda kompostun tarihini neden kompost yapmalıyız sorusu ekseninde incelemeye çalıştık. Bir kere daha belirtmek isteriz ki evdeki organik atığımızı değerlendirmek, daha az atık ve kirlilik oluşturmak, bu bağlamda çevreyi ve tüm canlıların sağlığını korumak, toprağımızı iyileştirmek, toprağımızın havalanmasını sağlamak, bitkilerimizin ihtiyaç duyduğu besinleri onlara sağlayabilmek için kompost yapmak önemlidir. Kompost yapmak elbette ki temel olarak bir tarım pratiği olsa da şehirde yaşayan insanlar olarak bu pratikten sorumlu olmadığımızı düşünmek, eksik bir düşünme biçimidir. Yaşamımızı sürdürmek için gıdaya ihtiyacımız varsa, bu gıda için gereken toprağın iyiliğinden de sorumlu olduğumuzu not etmeli, şehirde, evlerimizde, balkonlarımızda, bahçelerimizde kolaylıkla uygulayabileceğimiz kompost yöntemleri için harekete geçmeliyiz. 

Kaynaklar
¹ https://www.nationalgeographic.com/culture/food/the-plate/2016/09/compost–a-history-in-green-and-brown/
² http://www.carryoncomposting.com/142941469
³ https://www.gardeningdata.co.uk/powen/advanced/composting-hist.php
⁴ https://rodaleinstitute.org/

Paylaşmayı ve takip etmeyi unutmayın!

Categories:

No responses yet

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir