Ozan Can İlhan
Takip et
Latest posts by Ozan Can İlhan (see all)

Sonbahar çoktan bitti, kış ise yavaştan bahara dönmeye başlıyor. Bununla birlikte, Doğanın şehir sokaklarından bize sunduğu manzaralar da değişmeye çoktan başladı. Hayatta bir şeyler elde edebilmek, başarılı olabilmek veya hayallerimize ulaşabilmek adına her birimiz elimizden geleni yaparken, bazen bu manzaraları kaçırabiliyor ve uzun süre sonra gözümüzü açıp çevremize baktığımız da bu değişimin farkına varabiliyoruz. Yine de arka planda işlemeye devam eden bu doğal süreçler adım attığınız her yer betondan bile oluşsa, size bir şekilde göz kırpmaya devam edecek.

Bildiğimiz gibi doğal koşullar altında hiçbir şey fazlalık değildir, sonbaharla dökülen her bir yaprak parçası veya bir meyve zaman içerisinde, toprağın içerisinde bulunan mikroorganizmalar veya mantarlar aracılığıyla ayrıştırılarak, yeni bitkilerin beslenmesi için gerekli olan besinlere dönüştürülür.



Yazının ilk kısmında da biraz değindiğim üzere bizim modern hayatlarımız bu sürecin dışında kalır.

Aslında toprağın bir parçası olması gereken bir meyvenin çekirdek kısmı veya sonbaharda dökülen yaprakların toprakla buluşması gerektiği yerde doğrudan çöplüğü boylayabiliyor. İlerleyen süreçte ise çok yüksek ihtimalle depolama veya yakma alanlarına taşınarak bertaraf edilerek organik değerini kaybediyor. Yani sonuçta ne toprağa dönerek içeriğini zenginleştirebilen besinler var ne de oluşmaya devam eden bir toprak. Bu noktada toprağın nasıl oluştuğunu, daha doğrusu bu sürecin ne kadar zor ve uzun zaman alan bir süreç olduğunu anlamamız gerekiyor.



Doğanın hali hazırda zaten yapıyor olduğu verimli toprak oluşturma işlemini, bir miktar taklit ederek ve bu işlemi pratik bir hale getirerek şehrin elemanları olan parklara, toplanma alanlarına, hatta balkonlarımıza ve kendi bahçelerimize uygulama şansımız var!

Bu yazının kısa maddeler halinde olmasını istediğimden dolayı lafı daha fazla uzatmadan, bu doğal atıkları verimli bir şekilde toprakla  yeniden buluşturmanın  öneminden biraz bahsetmek istiyorum.

1. Çöp yakma fırınları ve depolama alanlarından kurtulmak!

Türkiye Cumhuriyeti ve Avrupa Birliği tarafından Sivil Toplum Diyaloğu IV Programı kapsamında desteklenen, Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nin ”Türkiye Çöpünü Dönüştürüyor”projesi, Türkiye’de organik atıkların geri dönüşümü konusunda ciddi bir potansiyel olduğunu ancak belediyelerin henüz geri dönüşüm için yeterli alt yapıya sahip olmadığını gösteren kapsamlı bir çalışmaydı. Proje çıktılarının gösterdiği üzere İstanbul’daki kentsel katı atıkların %54’ü yüksek potansiyelli organik madde içeriyor.

Bireysel ölçekte ve mahallelerde gerçekleştirilebilecek bir akım olan KompostKent ise yüksek organik madde değerine sahip olan bu atıkların dönüşmesini sağlayarak doğanın kente daha çok temas etmesini sağlarken, ekonomik anlamda yük olan bu alanların da azaltılmasına ciddi bir anlamda destek olabilir.

2. Kompostlama dirençli ve sürdürülebilir bir tarım ve bahçe sistemi yaratmamıza yardımcı olabilir.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) verilerine göre 3 santimetrelik verimli bir toprağın oluşması için ortalama 1000 yıl kadar bir süre gerekiyor ve Dünya’daki verimli bu toprakların 3’te 1’i çoktan çoraklaşmış durumda. Toprağın içerisinde bulunan bu verimli besinlerin artarak daha verimli bir hale gelmesini sağlayan organik atıklar kompostlama yöntemiyle toprağa yeniden kazandırılabiliyor.



Dünya’nın birçok bölgesinde uygulanan bu yöntem ile verimi artırılan tarım topraklarının su tutma kapasitesi de yükseldiğinden erozyon ve çoraklaşmayla iyi bir mücadele yöntemi. Yapılan bir çalışmaya göre kompost uygulaması toprak kaybını %86 oranında düşürüyor.


3. İklim krizine ısı adalarının oluşumunu engelleyerek yardımcı olabilir!

Şehirleşmenin yoğunluğunun artışı, sokaklarda ve şehir içi yollarda artan trafik ve ağaçsızlaştırmanın etkisi şehirlerin daha fazla ısınmasına ve ısının tutulmasına sebep oluyor. Bunun yanı sıra, organik atıklar depolama alanı koşullarında (düşük oksijen ve karanlık) ayrışmak yerine bozularak karbon dioksitten neredeyse 60 kat daha fazla etkili bir sera gazı etkisi olan metanın salınmasına sebep oluyor.

Daha verimli toprakların ve giderek daha çok karbon tutma potansiyeline sahip şehir bahçelerinin çoğalmasına destek olacak lokal kompostlar ise, zararlı gazların salınımını engelleyerek ve toprak koruma mücadelesinin güçlü bir elemanı olarak devreye girebilir. Sadece bu başlık bile, estetik bir görüntünün yanı sıra kendine yeten sağlıklı şehirlerin güçlü bir destekçisi olabilecek kent kompost sistemlerinin gerekliliğini gösteriyor olsa gerek…

Önümüzdeki yüzyıl salgın hastalıklar, hava kirliliği ve iklim krizinin etkilerine karşı şehirlerde verilen bir savaş olacak…

Özellikle Hollanda başta olmak üzere Avrupa’nın birçok bölgesinde Kent kompostları yaygınlaşmaya başlamış durumda…

4. Sentetik kimyasal ilaçlara ve gübrelere el sallayın.

Son önemli nokta ise daha büyük ölçekteki tarım arazilerine bir gönderme yapmak için. Pestisit benzeri kimyasal ilaçlar ve gübreler, uzun süreçlerde toprak küresel ısınmanın, su ve hava kirliliğinin sebebidir. Her gün soframıza ulaşan besinlerin içerisinde bulunan bu kimyasalların etkisini hiçbir şekilde somut olarak anlayamıyormuşuz gibi dursa da sulama ve yağmur sularının etkisiyle derelere ve yeraltı sularına ulaşabilen bu kimyasallar içtiğimiz suyun da kirlenmesine katkı sağlıyor.

Kompostun kırsal bölgelerden şehirlere kadar, uygulanması mümkün olan her yerde kullanılmasının önemini anlayabilmek için toplulukların bu bilinci etrafına yayması gerektiği bir gerçek. Düşünsenize evinizin balkonunda veya parkınızda üretilmesine katkı sunduğunuz verimli bir gübre, şehrinize yakın bir tarım bölgesinin toprağına karışıyor. Hasat zamanı geliyor, kıpkırmızı domatesler sofraya…

Paylaşmayı ve takip etmeyi unutmayın!

Categories:

2 Responses

  1. Bu tarz projelerin daha fazla görünür olması gerekli. Bir arkadaşım aracılığıyla duyup sitenizi ziyaret ettim.

    Konu gerçekten çok guzel ve kültürü temelden degistirme potansiyeli var, etkisi umarim yuksek olur. Öyleki Kompostkent akıllara kazınacak gibi geliyor bana.

  2. Çok heyecan verici
    bizim anneannelerimiz dedelerimiz bu yöntemi kullanıyordu ileriye gitmek bazen geçmişi takip edip doğruyu bulmamız sağlıycak bir an önce çalışmalarınızı bekliyorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir