A. Barış Öndül

Ev İçi, Balkon ve Teraslarda, Daha Zahmetsiz ve Sürdürülebilir Yeşil Ortamlar Yaratmak için, Evimizin Mevcut Koşullara Mimari Açıdan Adaptasyonu ve Değerlendirilmesi II:

Bu yazımızda, bitki gelişimi ile doğrudan ilişkili olan, evlerimizde basit önlemler ve yerleşimlerle onları yaşadıkları ortama adapte edebileceğimiz yöntemlere ilişkin taze hava sirkülasyonu-rüzgâr, nem dengesi-su tüketimi  konularını inceleyeceğiz.

TAZE HAVA SİRKÜLASYONU / RÜZGÂR:

Temel olarak bitki aleminin oksijene ihtiyaç duyduğunu biliyoruz. Bunun en iyi örneklerinden biri ağzı kapalı bir Teraryum incelemek olacaktır. Teraryumlar gün içerisinde yapmış olduğu fotosentezle elde ettiği fazla oksijeni, geceleri tüketebilirler. Bitki hücrelerinin her daim oksijene ihtiyaç duyduğunu da unutmamak gerekir. 

Teraryum için makro düzeyde 50 yıl gerçekleşebilecek bu döngü, ev bitkilerimizde istenmeyen yan etkilere sebep olabilir. Havada asılı kalan mikroklima katmanı ile oluşabilecek iki olumsuz durumu inceleyelim: İlk durum fotosentez için yeterli miktarda karbondioksitin mevcut katmandan içeriye sızamaması ve bitkinin arzu ettiği enerji dönüşümünü tamamlayamamasıdır. İkinci durum ise bunun yol açmış olduğu, fotosentez esnasında gerçekleşecek yapraklardaki buharlaşmanın azalması ve köklerdeki su ve besin emilimin yavaşlaması- bitkinin susuz kalmasıdır. Bu olumsuz ve havada asılı kalan hareketsiz mikroklima ortamını ancak sürekli taze hava sirkülasyonu ile kırabiliriz.

Evde olmadığımız durumlarda bile bitkilerimizin basit de olsa hava sirkülasyonu içerisinde olduğundan emin olmamız gerekir. Evimizin konumunu anladıktan sonra, meteorolojinin açıklamış olduğu hâkim rüzgâr yönlerini göz önünde bulundurarak ev içerisinde kapı ve pencere gibi taze hava ile buluşma noktalarını açık tutmamız önemlidir. Sinek problemi yaşamıyorsak ancak evimize kuş girmesine dair çekincelerimiz varsa, sinekliklere göre daha büyük gözenekleri olan boşluklu bambu storlar ya da kuş önleme filesi kullanabiliriz. Evimizin hâkim rüzgâr yönünü bilmek ve buna göre yerleşim yapmak su tüketimini de doğrudan etkiler, çünkü rüzgârla birlikte topraktaki ve yapraklardaki su kolay bir şekilde buharlaşır. Aşağıda nem dengesi – su tüketimi konularında bunu tekrar detaylı bir şekilde irdeliyor olacağız.

Hava akımı güzergâhı içerisine doğrudan yerleştireceğimiz bitkilerin ihtiyaçlarını mutlaka iyi bilmeliyiz. Örneğin; daima nemli toprak ihtiyacı duyan eğrelti grubundaki bazı üyeler eğer bu güzergâhta yer alıyor ise yerleşimlerini değiştirmeli, eğer o güzergâhta yer almaları zorunlu ise bulundukları saksıları çömlek gibi gözeneklerinden kolay su kaybedecek şekilde tercih etmemeli ve sık sık bulundukları ortamın-saksının nemini kontrol etmeliyiz. Calathea orbifolia türü gibi bazı istisnai bitkilerin ise, iyi drene edilmiş toprak karışımında olsalar dahi, hava akımı güzergâhında yer almaları, gün içerisinde aldıkları suyu hızlıca kaybetmeleri sebebiyle sağlıklı kök ve yaprak gelişimini destekleyecektir. 

Bu hava akımından ya da evimizdeki başka durumlardan ötürü kolaylıkla tozlanabilecek geniş yapraklı bitkilerimizin yaprakları mutlaka düzenli olarak silinmelidir. Bunun yanı sıra yağmurlama yaparak sulanmayan ya da dış mekânda yağmura maruz kalmayan tüm bitkilerimizin fotosentez için kullanılan gözeneklerinin tıkanmasını önlemek adına dalları ve gövdeleri düzenli olarak saf su ile temizlenmelidir.

Yapraklarda oluşabilecek mantarları önlemek veya azaltmak için de rutubeti gidermek suretiyle hava sirkülasyonu bize yardımcı olacaktır. Ayrıca pamukçuk, güllerde oluşabilecek kara leke, uzun süre ıslak kalan toprağın getireceği negatif yöndeki çürüme ya da böcek problemleri de bu sirkülasyon ile minimize edilebilir. 

NEM DENGESİ / SU TÜKETİMİ:

Sulama şekillerinin belirlenmesi ve doğru su tüketimi için bitki kök yapılarının incelenmesi gerekmektedir. 

Kökleri derine inebilen ve doğru saksı boyutlarına dikilmiş orta ya da büyük saksılı bitkiler için, besine ve suya ulaşma sırasında kök gelişimlerinin daha yaygın olabilmesi ve daha uzun periyotlarda sulama yapılması adına derin sulama yapmalıyız. Derin sulama, bitkinin içinde yaşadığı karışımla ilişkili olarak değişkenlik göstermekle birlikte genel olarak sağlıklı çalışan, kil içermeyen karışımlardaki saksının deliklerinden kısa bir süre içerisinde su gelmesi ile gözlemlenebilir. 

Kökleri yüzeye yakın bitkiler için ise, buharlaşma yüzeyden başlayacağı için, derin sulama işlemi bu periyotları kısaltmayacak ve su tüketimi konusunda çok faydalı olmayacaktır. Yüzeyi nemli tutabilecek çam kabuğu gibi malzemelerle katman oluşturarak nemi hapsetmek ve bu yöntemle sulama rutinlerimizi kısaltmak mümkün olabilir. Saksı tercihinde gözenek yapısı da nem kaybı sürelerine ve aynı şekilde bu rutine fayda sağlayacaktır.  

Saksının deliklerinden süzülen fazla suyun tabaklarda birikmesi ve bitkinin bu suyun içine oturması bitki köklerine olumsuz etki yaratarak hızlıca çürümeye sebep olabilir. Bunu önlemek ve süzülen suyun kaybını azaltmak adına, tabak içerisine lav taşı gibi suyu gözeneklerinde tutabilecek materyaller yerleştirilebilir. Birkaç bitkiyi metal bir tepsi içerisine bu taşlarla birlikte yerleştirmek, su tasarrufunun yanı sıra nem dengesine katkı sağlayacak ve buharlaşan su miktarını dengeleyecektir. 

Sulama periyotlarımız mevsimle, bitkinin yaşam döngüsü ve gelişimiyle, zaman içerisinde ya da iklim, rüzgâr gibi çevresel faktörlerle anlık değişiklikler gösterse de ölçü kabıyla sulama yapmak bitkilerimizin su ihtiyaçlarını daha net anlamamıza yardımcı olacaktır. Hortum ile su temin edilse dahi ölçü kabı ile sulama yapmak su tüketimlerimizi sınırlandırmamıza katkıda bulunacaktır.  

Klimadan gelen suyun biriktirilerek, özellikle kireçsiz ve klorsuz suları tercih eden şans bambusu, hava bitkileri ya da orkide gibi epifik bitkilerimizin sulamasında kullanılması ve süzülmesinden sonra fazla suyun bitkilerin nem seviyesini korumak adına yerleştirmiş olduğumuz tepsilere aktarılması sağlanabilir.

Sıcaklık, hava sirkülasyonu ve su tüketimini azaltmak adına açık teraslarımızı nefes alan gözenekli sera örtüleri ile kapatabilir veya halihazırda kapalı ve ısı çeken metal, kiremit gibi yapı malzemeleri varsa bu örtülerle değiştirebiliriz. Hava akımı ve sıcaklıkla mücadeleye ek olarak, yağmurlu günlerde -şiddetli bir yağmur yağsa bile- bu örtülerden süzülen yağmurun bitkilerimize mutlaka faydası olacaktır.

Bitkiler doğanın bir parçasıdır. Gelen havayı pencerelerimizi kapatarak sınırlandırmak, kalın perdelerle ışığı kırmak ya da doğanın bize sunmuş olduğu yağmur suyunu görmezden gelerek bitkilerimizi adeta büyük bir fanusun içinde yaşatmaya çalışmak faydadan çok zarar sağlar. Doğanın gücünü bitkilerimizle hissetmek için ona ses vermeli ve parçası olduğumuzu her gün tekrar tekrar hatırlamalıyız.

Paylaşmayı ve takip etmeyi unutmayın!

No responses yet

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir